Makaleler

 

Adalet anlayışının vazgeçilmezliği üzerine İstanbul Mv. Fatma Benli
  • 16 Aralık 2017 tarihinde yayınlandı.

Adalet anlayışının vazgeçilmezliği üzerine İstanbul Mv. Fatma Benli'nin Meclis'te bütçe konuşması


Açıklama: http://www.tbmm.gov.tr/images/TBMM_logo.gif

TUTANAK HİZMETLERİ BAŞKANLIĞI

Dönem: 26 Yasama Yılı: 3 Tarih: 15.12.2017 Birleşim: 38 Ham Tutanak Sayfası:371-375

Konuşmacı: FATMA BENLİ Seçim Çevresi: İSTANBUL

Tutanak Metni:


    AK PARTİ GRUBU ADINA FATMA BENLİ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.
    Türkiye Adalet Akademisinin bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
    Değerli milletvekilleri, bildiğiniz üzere İnsan Hakları Haftası'ndayız. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 69'uncu yıl dönümünü bu hafta beraber kutladık ve biliyoruz ki, bizatihi uluslararası sözleşmelerde hakların yer alması -eğer- adaleti gerekli mekanizmalarla güvence altına almadığımızda fiilî olarak uygulama imkânı bulmuyor. Günümüz, maalesef, insan haklarından ve adaletten en fazla bahsedildiği, buna karşın da savaş, terör, açlık, göç ya da buna benzer sebeplerle hakların en fazla ihlal edildiği dönem olma özelliğini taşıyor. Adalet ortadan kalktığında, en basitinden Amerika Birleşik Devletleri'nin yakın tarihte Kudüs'le ilgili aldığı karar, bizatihi devletlerin hak ve adaletin ortadan kalkmasına neden olduğunu gösteriyor ya da İslam İşbirliği Teşkilatının bizatihi Cumhurbaşkanlığımız önderliğinde aldığı kararı, Kudüs'ün Filistin'in başkenti tanınmasına ilişkin kararı ve özellikle de 10 bin kilometre öteden gelerek bu kararı desteklediğini ifade eden Venezuela Başkanının ifadeleri, aslında adaletin ırkla, dille, dinle, mezheple bir bağlantısının olmadığını gösteriyor. Sonuçta, adalet evrensel bir terim, bizatihi kâinatın ruhu. Adalet olmaksızın ne insan haklarından ne güvenlikten ne haklardan ne de eşitlikten bahsetmek mümkün değil. Bu nedenle adalet bizlerin vazgeçilmezi, bu nedenle özellikle ülkemizde, sadece bir senede 6 milyondan fazla davanın açıldığı ülkemizde her dava için en hızlı ve etkin şekilde bireysel adaletin sağlanması gerekliliği bugün bütçesini görüştüğümüz Türkiye Adalet Akademisinin ne derece önem arz ettiğini gösteriyor. 
    Sonuçta bu davaların adaletli bir şekilde sonuçlanmasının ana zorunlu şekli nitelikli hâkimlere, nitelikli savcılara sahip olmaktır. Hâkim ve savcıların meslek öncesi eğitimlerini sağlayan, akabinde de tüm yargı mensuplarına, değişen yasalar hakkında meslek içi hizmet seminerleri veren, yaptıkları konferanslarla, sempozyumlarla değişik hukuki konularda çözüm arayışlarında bulunan, özellikle evrensel hukukun takip edilebilmesi için 21 uluslararası kuruluşla, 96 farklı ülkeyle iş birliği çalışması içerisinde bulunan, böylelikle hâkimlerimizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde ya da Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarda staj yapmalarına imkân sağlayan Adalet Akademisi her birimiz için özel bir önem arz etmektedir. Sonuçta, akademinin başarısı uluslararası anlamda kabul edildiği için bugün artık 41 farklı ülkede, İsveç'ten İtalya'ya, Amerika'dan Çin'e farklı yabancı hâkimlerin, binlerce hâkimin Türkiye'ye gelerek bu eğitimi alması sağlanmıştır. 
    Adalet Akademisinin, özellikle adaleti yerine getirmekteki başarısı, uluslararası anlamdaki başarısı aslında hepimizin başarısıdır. Çünkü adaletin sağlanmasını gerçekleştirdiğimizde bundan sonra başka haksızlıkların yapılmasını da engellemiş oluruz. Ancak bu takdirde farklı insanların aynı adaletsizliklere maruz kalmasını engellemiş oluruz. Böylece bir anne bir gün karşımıza gelip de "Benim Yasin'im sadece 16 yaşındaydı. 5'nci kattan atıldı ve başı taşla ezildi. Yakıldı ve cesedi bir çöp torbası gibi çöp bidonuna atıldı. Madem bunu engelleyemediniz, bari başka annelerin benimle aynı şekilde canı yanmasaydı." demek zorunda kalmaz. Bu acıları hep beraber yaşadık. Dünü değiştiremeyiz ama bugün için ve bundan sonrası için beraber mücadele etmemiz mümkün. Bu da adalet anlayışının fiilî anlamda yerine gelmesi için hep birlikte mücadele etmemizle mümkün. 
    Bugün tüm zorluklara rağmen bizatihi adalete karşı gerçekleştirilen darbelere karşı bu Meclisin ortak bir karşı duruş sergileyebilmesi, daha sonra halkımız tarafından referandumla kabul edilen Anayasa değişikliğinde yargının sivilleşmesinin sağlanması, Askerî Yüksek Yargıtayın, askeri yüksek idare mahkemelerinin kaldırılması ya da Anayasa gereği yargı yoluna kapalı olan durumlarda yargının açılması aslında adalet ilkesine ulaşılması adına çok önemli adımlardır. 
     Sonuçta bugün adaleti gerçekleştirmek adına bireysel olarak yaptığımız her davranış bizden sonraki kuşaklara vereceğimiz o mirası göstermekte. Bunu daha önce başardığımız gibi, bana göre sadece Adalet Akademisine ya da sadece Adalet Bakanlığına bırakılmaması gereken bu derece önemli bir görevi Mecliste bütün toplumu temsil eden bireyler olarak hep beraber gerçekleştirebiliriz. 
    Bu düşünceyle her birinizi saygıyla selamlıyorum.